Her Kim Bir Zalime Yardım Ederse? – Psikolojik Bir Mercekten Bakış
Bazen birinin davranışlarının ardında ne olduğunu anlamaya çalışırken, kendi düşüncelerimizin ve duygularımızın da etkileşimde olduğunu fark ederiz. İnsanlar, kararlarını sadece mantıklı ya da bilinçli bir şekilde vermezler; duygular, geçmiş deneyimler, sosyal normlar ve bilişsel süreçler de devreye girer. Bu yazıda, “Her kim bir zalime yardım ederse?” sorusunu psikolojik açıdan incelemeyi amaçlıyorum. Zalim olarak tanımlanabilecek birine yardım etme kararı, çoğu zaman basit bir bireysel seçim gibi görünse de, arkasında karmaşık psikolojik süreçler yatmaktadır.
Kişisel gözlemlerim ve okuduğum araştırmalar, insanın nasıl, neden ve hangi koşullarda olumsuz bir eyleme destek verdiğini anlamamı sağladı. Bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarından bu olguyu incelediğimizde, yardım etme davranışının neden bazen yanlış yönlere kanalize olabildiğini daha iyi kavrayabiliyoruz.
Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Yardım Etme Davranışı
Yanlılıklar ve Zihinsel Kısır Döngüler
Bilişsel psikoloji, insan düşünme süreçlerini inceleyen bir alandır. İnsanların bilgi işleme biçimleri, yanlılıklar (bias) ve bilişsel hatalarla şekillenir. Birinin zalim olduğunu fark ettiğimizde, genellikle zihnimiz bu durumu “öteki” olarak sınıflandırır. Ancak, bir zalime yardım etme kararı aldığımızda, bu sınıflandırma bazen bulanıklaşabilir.
Çeşitli bilişsel yanlılıklar, bu tür kararları etkileyebilir. Örneğin, onaylama yanlılığı (confirmation bias) bir kişinin, zalime yardımcı olmanın kendi inançlarıyla uyumlu olduğunu düşündüğü durumlarda, sadece bu durumu pekiştiren bilgileri kabul etmesine neden olabilir. Eğer bir insan, “Bu zalimin eylemleri belirli koşullarda haklıdır” düşüncesini benimsediyse, bu kişi yardım etme kararında daha fazla seçici olabilir ve yalnızca destekleyen verileri görmezden gelir.
Bir başka önemli bilişsel süreç de zihinsel mesafe (cognitive distance) kavramıdır. Zihinsel mesafeyi azaltan ve bireyleri zor kararlar almaya iten durumlar, yardım etme davranışını etkileyebilir. Örneğin, toplumsal normlar ya da yakın çevremizden aldığımız sosyal onay, bir zalime yardım etme kararını kolaylaştırabilir.
Değerler ve Bilişsel Uyumsuzluk
Bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance) teorisi, bir kişinin tutumları ile davranışları arasındaki çelişkiyi içsel bir rahatsızlık olarak deneyimlediğinde, bu çelişkiyi azaltmaya yönelik bir motivasyon oluşturduğunu söyler. Eğer bir kişi, zalime yardım etme kararı aldıysa, bu kişi, kendi içsel değerleriyle bu davranışı uyumlu hale getirmeye çalışacaktır.
Bilişsel uyumsuzluğu ortadan kaldırmanın bir yolu, zalimin eylemlerini haklı çıkarmak olabilir. “Belki de bu kişi sadece kötü şartlar altında böyle davrandı” ya da “Başka birinin yapması gerekse de, ben bunu yapmasam bile toplumsal düzende bir değişim olmuyor” gibi düşüncelerle, birey kendini rahatlatabilir.
Duygusal Psikoloji Perspektifinden Yardım Etme Kararı
Duygusal Zekâ ve Empati
Duygusal zekâ (EQ), bireylerin kendi duygularını anlama ve başkalarının duygularına duyarlılık gösterme yeteneği olarak tanımlanır. Bir zalime yardım etme kararı, çoğu zaman duygusal zekânın bir testidir. İnsanlar, zalime yardım etmek yerine, “duygusal koruma” olarak tanımlanabilecek bir savunma mekanizması geliştirebilirler. Kötü niyetli birinin yardımına koşmak, içsel bir çelişki yaratabilir, çünkü genellikle bu tür bir durum empatiyi sınırlar.
Fakat ilginçtir ki, bazı bireyler, zayıf ya da mağdur konumundaki kişilere duyduğu empatiyi, bazen yanlış yerlerde de gösterebilirler. Özellikle narsistik kişilik bozukluğu olan insanlar, zalime yardım etme yoluna gidebilir, çünkü bu durum onların egolarını tatmin edebilir.
Empatinin duygusal zekâ ile bağlantısı, yardım etme davranışlarında önemli bir yer tutar. Eğer bir kişi, zalime yardım etme kararı almadan önce, bu kişinin eylemlerinin ardındaki duygusal süreçleri anlamaya çalışıyorsa, bu karar çok daha dikkatli ve bilinçli bir şekilde alınır. Ancak empati yoksunluğu, bazen zalime yardım etmek için ciddi bir motivasyon kaynağı olabilir. Psikolojik araştırmalar, empati eksikliğiyle birlikte güçlü sosyal etkileşim arzularının, bireyleri zararlı ilişkilerde tutabildiğini gösteriyor.
Korku ve Suçluluk Duyguları
Birçok durumda, yardım etme kararı korku ve suçluluk duygularının birleşiminden de kaynaklanabilir. İnsanlar, zalim birine yardım etmenin toplumsal sonuçlarından endişe edebilirler; bunun yanı sıra, başkaları tarafından yargılanma korkusu da baskın bir faktör olabilir. Suçluluk duygusu, bireyleri, zararlı bir eylemi görmezden gelmek veya fark etmemek yolunda kararlar almaya yönlendirebilir.
Sosyal Psikoloji Perspektifinden Yardım Etme Kararı
Toplumsal Normlar ve Sosyal Etkileşim
Sosyal psikoloji, bireylerin toplumdaki diğer bireylerle nasıl etkileşimde bulunduğunu ve toplumsal normların nasıl şekillendiğini inceleyen bir alandır. “Her kim bir zalime yardım ederse?” sorusu, sosyal normların ve grup baskısının önemli bir göstergesidir. İnsanlar çoğunlukla sosyal çevrelerinin beklentilerine uyarlar. Eğer zalime yardım etmek, sosyal normlar ya da grup baskısı nedeniyle hoş karşılanıyorsa, bu durum bir kişi üzerinde güçlü bir etkiye sahip olabilir.
Toplumsal etkileşim ve “bağlılık” psikolojisi, bireylerin zalimle empati kurarak yardım etmelerini tetikleyebilir. Ancak, bazen bir kişi, başkalarının onayını almak adına bu tür yardım kararlarını alabilir. İnsanların çoğu zaman yalnızca gruptan onay almayı ya da sosyal olarak kabul görmeyi arzular.
Grup Düşüncesi (Groupthink) ve Bireysel Karar Alma
Sosyal psikoloji araştırmaları, grup düşüncesi (groupthink) kavramına sıklıkla vurgu yapar. Grup düşüncesi, bireylerin toplumsal baskılar nedeniyle, gruptaki çoğunluğa katılmak ve bireysel düşüncelerini sorgulamamak için yardım etme kararlarını almasına neden olabilir. Birçok vaka çalışması, insanları zararlı grupların içine çekmenin, grup içi uyum arayışından doğduğunu ortaya koymuştur.
Sonuç: İçsel Çelişkiler ve Kişisel Düşünceler
“Her kim bir zalime yardım ederse?” sorusunun arkasında, yalnızca etik ve moral soruları değil, aynı zamanda güçlü psikolojik süreçler yatmaktadır. İnsanlar, içsel değerleri, toplumsal baskılar ve duygusal yanlılıklar arasında sıkışıp kalabilirler. Yardım etme kararı, her zaman bilinçli ya da rasyonel bir tercih değildir; bazen duygusal zekâ, bazen de sosyal etkileşimler devreye girer.
Bununla birlikte, psikolojik araştırmalar her zaman tutarlı sonuçlar vermez. Bazı çalışmalarda zalime yardım etme kararının ardında güçlü bir “duygusal zekâ” ve empati vardır, diğerlerinde ise bu tür yardımlar, bireyin sosyal kabul ve gruptan onay arayışının bir yansıması olarak ortaya çıkar.
Günümüz dünyasında, zalimlerin destek bulduğu pek çok sosyal durum mevcut. Peki, bu durum karşısında biz hangi tarafı tutmalıyız? Yardım etmenin, içsel bir huzur ve sorumluluk bilinciyle yapılması mı daha doğru, yoksa bir tür vicdan rahatlatma yolu mu? Bu sorular, belki de her birimizin düşünmesi gereken sorulardır.