Domuz Eti Haram mı? Kayseri’de Bir Genç Olarak İçimdeki Çelişkiler
Kayseri’de büyümek, hem bir ayrıcalık hem de bir sıkıntıdır. Şehir, büyüleyici tarihi dokusuyla, Kayseri mutfağının vazgeçilmez tatlarıyla, sıcak insanlarıyla her zaman hafızamda yer edecek. Ama burada olmak bazen de zorlayıcı olabiliyor. Birçok insan, geleneksel değerlere sıkı sıkıya bağlı ve birçoğu için bu geleneklere uymamak, bir tür yıkım anlamına geliyor. Bu yazı da aslında o değerler ve benim içimdeki karışıklıklar hakkında.
Duygularım ve düşüncelerim çoğu zaman birbirine zıt. Hani derler ya, “Bir yanda dünya, bir yanda ahiret,” işte ben tam o noktadayım. Şu an bile kafamda çok fazla soru var. En çok aklımı kurcalayan sorulardan biri: Tevrat’a göre domuz eti haram mı? Bu soruyu bir gün Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken kendime sordum ve o gün, bir anda geçmişin izleriyle yüzleşmek zorunda kaldım. Ne hissettiğimi ve ne düşündüğümü sana anlatmak istiyorum.
Bir Akşam Yemeği ve Kayseri’nin O Klasik Sesleri
Geceyi çok seviyorum. Kayseri’nin o klasik akşamüstü rüzgârı, sararmış çimenler ve halı saha maçlarından yükselen çığlıklar arasında biraz kafa dinlemek için çıkmıştım. Her zamanki gibi bir kahve içmek istedim, belki biraz kitap okurum diye. Ama ne oldu biliyor musun? O akşam yemek yediğimiz yere gittiğimde garson, “Bugün spesyal menümüz: domuz etiyle yapılan karnıyarık,” dedi. Yavaşça kalbim hızlanmaya başladı. O an ne yapmam gerektiğini bilemedim. Kafamda birden sorular belirmeye başladı: Tevrat’a göre domuz eti haram mı? Gerçekten bu işin içine girmeli miyim?
Birden kaygılarım arttı. Kayseri’nin dondurucularında o domuz etlerinin saklanması beni tuhaf bir şekilde rahatsız etti. Evet, Kayseri’de pek çok restoran et yemekleriyle ünlüydü ama domuz eti kullanımı… Ne yapmalıyım? Huzursuz oldum. O anda aklıma gelen tek şey, sabah evde okuduğum o satırlar oldu:
“Domuz eti haramdır. Bu, sadece İslam’a değil, Tevrat’a da aykırıdır. Bu, Tanrı’nın bizlere verdiği bir öğüttür. Sadece yememek değil, ona yakın bile olmamamız gerekir.”
İçim biraz sızladı. Gözlerim karardı. Bir yanda iştahım, bir yanda inançlarım vardı.
İçimdeki Çelişkiler
Yemek, evet, yemek benim için çok özel bir şey. Kayseri’de büyümek demek, her zaman dolabın başında babaannemin yaptığı mantarı, kuymayı ya da sucuklu pastırmayı hayal etmek demekti. Her akşam soframızda o mis gibi kokan et yemekleri vardı. Ama bir yanda da işte, her zaman hayalini kurduğum o Tanrı’nın verdiği emirler, dinî vecibeler vardı. İçimdeki çelişkiler biraz da buradan geliyordu.
Ben, bir yanda Kayseri’deki kültürel bağlardan gelen o ‘domuz eti haramdır’ öğüdünü derinlerde hissettiğimde bir tuhaf oluyordum. O zamanlar hep soru sorardım: “Gerçekten haram mı? Neden? Kimse domuz etini yemezken, neden o kadar lezzetli görünüyor?” Ama o gün, o akşam yemeği menüsünde gördüğüm o karnıyarık, bana bir tür sınav gibi gelmişti.
İtiraf Ediyorum: Yine De Merak Ettim
Sonra o garsonun “Bu akşam harika bir karnıyarık yapıyoruz” dediği anı hatırlıyorum. İçimden bir ses, “Belki bir kere de olsa… Hani ya… Şimdiye kadar görmediğin bir şey olabilir. Bu kadar zengin kültür, her an yeni bir lezzet keşfi sunabilir. Hadi dene,” dedi. Ama sonra hemen kendimi durdurdum. O anda bana geçmişimin, inançlarımın ne kadar derinden işlediğini fark ettim.
Ve işte, bir karar verdim. Kendimi tanıyordum. İnançlarım, bana göre o haram sayılan şeylere yaklaşıp onları denemek ya da kabul etmektense, hep bir adım geri durarak onları zihnimde sorgulamak, aramak daha doğruydu. O karnıyarık, bana sadece bir yemek değil, hayatın ta kendisi gibiydi. Zihin ve ruh… Nereye gidiyorsak gitmek istesek de, o izler peşimizi bırakmazdı.
Sonuçta Ne Oldu?
Geri dönüp evime gittim. Kayseri’nin o sessiz sokaklarında düşündüm düşündüm. Tevrat’a göre domuz eti haram mı sorusuna net bir cevap bulamıyordum. Fakat bir şeyi fark ettim: Her din, her inanç, her insan bir yoldan geçiyor. Kimisi öğütlerle büyüyor, kimisi sorgulayarak. Birinin öğrettikleri her zaman doğru olmayabiliyor. Ama o an, bir şeyi fark ettim: İçimden geldiği gibi yaşıyorum.
Kayseri’de etlerin ne kadar meşhur olduğunu kabul etsem de, kendi yolumu çizdim. O akşam yediğim yemek, bana bazen kalbimi dinlememi, bazen de bir yanda diğerini, sorgulamam gerektiğini hatırlatacak bir hatıra oldu. Odomuz eti meselesi de böyle bir şeydi. Belki bir başka zaman, belki başka bir yolda o soruya daha net cevaplar bulurum. Şimdi ise, şu anki içsel halimi kabul ediyorum.